Dün Mostar ' ı gezdik akşam döner dönmez odamızda googleearth ü açtık.Ne mi yapıyoruz yarın nereye gitsek diye bakıyoruz tepeden tepeden ... Yorulduk gibi sıcakta etken tabii , şöyle bir gelmişken deniz kenarında küçük bir kasabada sakin sakin 1 gün kalsak mı diye plan yapıyoruz .İstanbul dan çıkarken tek net olan -gidiş Podgorica ,dönüş Sarajevo dan olacak - bu kadar . Arada gidilecek yerler hep bir gece önceden planlandı sizin anlayacağınız .İşte o gecelerden birinde haritadan yer beğenirken kıstaslarımız ise ulaşımı kolay olsun , deniz kenarında olsun haa bir de adı güzel mi diye bakıyoruz eee bizde böyleyiz işte napalım :) Turizm danışmadaki beyfendi
Makarska diye bir yerden bahsetmişti olabilir gibi ama yok onu geçelim şu nasıl , bu nasıl ? " Neyse bu olsun , iyi o zaman hadi Allahrahatlık versin uyuyalım sabah ola hayrola " deyip yattık . Sabah 09:45 de otobüse binerek güzel Dubrovniğe el salladık .Aynı karmaşık sınır geçişlerini yaşayarak bu kez yönümüzü Metkoviç tarafındaki Hırvatistan girişine çevirdik.
Artık dünyanın en güzel sahil şeritlerinden biri Adriatik kıyında otobüs yolculuğundayız .Deniz onca yükseklikten bile o kadar temiz ki dibinin taşlık olduğunu net görüyoruz , o derece ... -- abla ben kötüyüm inelim hemen dayanamıyorum
![]() |
| otobüs durağı |
Nermin den cevap " inelim tabii , sorun yok " ( canımdır o can )
Öyle inelim deyince inemezsin , insen nereye gideceksin derken yakın bir yerleşim bölgesinin küçük bir durağında adam indirdi bizi . Kendime gelince etrafa şöyle bir baktım in cin karşılıklı top oynuyor hakem de biziz o derece yaniii ....Bir yanımız dağ diğer yanda aşağılada biryerlerde deniz var diye tahmin ediyoruz .Hayır bekleyelim de diğer otobüse binelim desek nasıl bir sıcaktır böyle hem araba filan da geçmiyor öyle zırt pırt bizim yollar gibi .Aslında kıyı şeridinde her yer çok güzel ya da fotoğraflar yanıltıcı :( Ablamla Nermin gayet sakin buluruz bir yer dert değil diyorlar . Öyle olsun bakalım ...
Hakkımızda hayırlısı deyip küçük evlerin arasında bilinmez bir kasabaya girdik tabelada adının Baskavoda olduğunu okuduk. Zaten dün gece harita görmüştük güzeldir de inşallah kalacak yer buluruz .Birkaç kapıyı çaldık oda var mı diye sorduk 1 gece için olmaz diyorlar , onlar da haklı . Benim çantalarıda ortaklaşa taşıyan Nermin ve Türkan bitap vaziyette, sapsarı suratlı ben arkalarında , öylesine içler acısı görünmüş olmalıyız ki ; kadının biri " kimi arıyorsunuz , nereyi arıyorsunuz ? " diye seslendi .Nermin başladı cevaplara kalacak yer arıyoruz filan diye .Benim evde kalın dedi üst kattaki oda boş , klimalı banyolu geçin kalın .İyi de bu arkadaş hasta mı neyi var ? Üstünüze afiyet midesi bozuldu da dedi Nermin .Kadın atladı ben ona ilaç niyetine bitki çayı yaparım iyileşir .Hoppala ! Bundan sonra neler mi oldu ? Ben kadının girişteki odasında koltuğa uzanmış çayımı beklerken kızlar da odaya yerleşip aşağı indiler .Kapı önündeki sandalyelere yerleşmiş kadınla muhabbetteler. Dil bilmek ne güzel şey ya ! Kendisi Hırvat bu köyün yerlisi imiş, eşi ise Müslüman savaşta ölmüş .Kızı da bir Sırpla evli ama onunda eşi yok çocukları ile kalakalmış .Almanya İngiltere mültecilik dönemi filan bilindik hikayeler işte .Bu coğrafyada alışıyorsunuz bunlara . Bunları dinlerken farediyorum da bizim kızlar deniz kenarına gitmeye hazırlanmışlar .Ben de odamıza çıkayım bari dedim. İşte tesadüfen hastalık yüzünden gittiğimiz bu küçük kasabada 2 gece 3 gün kaldık .(Ben oda da kızlar denizde ) Dönünce bana anlatıyorlar ; Deniz suyu berrak ama soğukmuş , gecesi güzelmiş , dondurmalar harikaymış ( burda da dondurmacılar arnavut ), gece dönüşlerde kapıda teyze ve diğer komşularla laflamışlar filan . Ben ise yazın ortasında ayağımda çorap üstümde battaniye hergün muntazam yapılan iğrenç bitki çayını içerek anca 2 gün sonra kendime geldim .Son gün sahile indim üstüste giyinmiş vaziyette çam ağaçlarının altında , şezlongta miss gibi giyinik güneşlendim .
| sevimli ev sahibemiz |
Allah ne büyük , bizi korudu gözetti aç açıkta bırakmadı diye şükrede şükrede Split yoluna koyulduk .
![]() |
| baskavoda liman |
dubrovnik baskavoda otobüs : 1 kişi 92 kuna baskavoda konaklama 1 gece 1 kişi 15 eur

1 saat sonra Splitteyiz . Koca şehir nerden başlasak aman ilk önce Sarajevo biletimizi alalım garanti olsun dedik .Akşam saati olduğu için bize 1 gün Split yeter gibi geldi .Fakat daha önceden adını duyduğum , fotograflarına baktığım Trogir buraya çok yakın gitsek mi ? Plan yapıldı ; belediye otobüslerine atlarız , ne kadar büyük olabilir ki ? Dönüşte Split in de en önemli yerlerini gezeriz otobüste Sarejevo ya kadar dinleniriz . Haydi tabana kuvvet ! Ve Trogir e 45 dk da vardık ( o kadar kısa yolu hemde , çok yavaşlar hatırlatayım ) Limandaki durakta iner inmez müthiş bir börek kokusu bizi bizden alıyor haliyle hemen yerleşiyoruz . Ayy nasıl fotografını çekmemişim tüh tüh ! Börek sonrası dar , serin sokaklara dalıyoruz ve minik şehre bayılıyoruz .Hangi sokaktan girmiştik , şu taraftan mı , bu taraftan mı derken her köşesine girip çıkıyoruz .Liman kısmı harika , lokantalardan buram buram balık kokusu geliyor , heryer Japon turist dolu dememe gerek var mı ? yok tabii değil mi :) Ben anlatacağıma fotograflara bakınca Trogir in ne denli şirin bir yer olduğunu anlayacaksınız , hiç lafı uzatmayayım en iyisi , buyrunuz !








İtalya ve karşı kıyı yani Hırvatistan da sık rastlanılan bir şeydir kuruyan çamaşır görüntüleri.Biz de se ayıptır hatta ne iç çamaşırları gördüm de ayıp ya işte çekmedim bile fotograflarını tövbetövbe !




Trogir i layıkıyla gezip Split e dönünce ne oldu bilseniz ; biz yorgun , saat ilerlemiş ve Split çok büyük eee ne yaparsın çaresiz hızlandırılmış eski şehir turu ( haldır huldur paldır küldür boyutunda ) yaptık .Sarejevo tobüsüne bindik . İki katlı bizden başka 1 yolcu daha var .Üst kat loca ya yerleştik yiyecek stoğumuzu , içeceklerimizi yamacımıza aldık sandaletler fora deniz manzarası eşliğinde yola koyulduk .
bugünlük bu kadar yeter , arkası yarın ... Yarın Sarejevo dayız yuppiiii !!!!!

![]() |
| baskavoda sahil |
| balkonda kahvaltı |
![]() |
| alıntı foto |
![]() |
| alıntı foto |

1 saat sonra Splitteyiz . Koca şehir nerden başlasak aman ilk önce Sarajevo biletimizi alalım garanti olsun dedik .Akşam saati olduğu için bize 1 gün Split yeter gibi geldi .Fakat daha önceden adını duyduğum , fotograflarına baktığım Trogir buraya çok yakın gitsek mi ? Plan yapıldı ; belediye otobüslerine atlarız , ne kadar büyük olabilir ki ? Dönüşte Split in de en önemli yerlerini gezeriz otobüste Sarejevo ya kadar dinleniriz . Haydi tabana kuvvet ! Ve Trogir e 45 dk da vardık ( o kadar kısa yolu hemde , çok yavaşlar hatırlatayım ) Limandaki durakta iner inmez müthiş bir börek kokusu bizi bizden alıyor haliyle hemen yerleşiyoruz . Ayy nasıl fotografını çekmemişim tüh tüh ! Börek sonrası dar , serin sokaklara dalıyoruz ve minik şehre bayılıyoruz .Hangi sokaktan girmiştik , şu taraftan mı , bu taraftan mı derken her köşesine girip çıkıyoruz .Liman kısmı harika , lokantalardan buram buram balık kokusu geliyor , heryer Japon turist dolu dememe gerek var mı ? yok tabii değil mi :) Ben anlatacağıma fotograflara bakınca Trogir in ne denli şirin bir yer olduğunu anlayacaksınız , hiç lafı uzatmayayım en iyisi , buyrunuz !










İtalya ve karşı kıyı yani Hırvatistan da sık rastlanılan bir şeydir kuruyan çamaşır görüntüleri.Biz de se ayıptır hatta ne iç çamaşırları gördüm de ayıp ya işte çekmedim bile fotograflarını tövbetövbe !




bugünlük bu kadar yeter , arkası yarın ... Yarın Sarejevo dayız yuppiiii !!!!!




















0 Yorumlar