İlk ve son iş seyahatimdi. Daha pasaportum yoktu .Nasılsa vize çıkmaz diye düşünürken 1 gün içinde alınan pasaport , 2 günde alınan Yunanistan vizesi ( ki o zaman Yunanistan schengen değildi )ilk kez uçağa binecek olmanın heyecanını bile yaşayamadan ,
kendimi elimde bir sürü evrak yanımda patronum, avukat ve broker-kaptan arkadasla ile birlikte kendimi uçakta bulmuştum Şimdilerde uçaga binmek siradanlasti ama o zamanlar cok onemli bir şeydi . eylul 1999 , o zamanlar sadece thy var ve İst. da bir havalimanimiz var .Simdi dusununce Turkiye nerden nereye geldi diyor insan..Oraya gidiş nedenimiz ise bir gemi satın alım işlemini halletmekti.
Dünya kadar evrak , yazışma , toplantılar , konsolosluklar arasında geçen 2 günde ne ben Atina yı ne de Atina beni gördü anlayacağınız :( Akşam olup da işimiz bitince Atinaların arasına karışabildik ... Yenen yemekler , eşlik eden müzik bize ne kadar tanıdık ise ev sahipliği yapan Alex , Antonis ve diğerleri de o kadar tanıdıkdı .Bizler ; orada o gece aslında iki ülke, iki ayrı millet gibi gözüksekte nasılda birbirimizden farkımız olmadığı hakkında konuştuk durduk...Onlarla bifteki ,moussaka , yanında cacıki yedik. Tatlı olarak baklava , halva , kadayifi geldiğinde Sezen Aksu nun çalmaya başlaması tesadüf mü diye gülüştük . Alex masadakilere çocukken neden Yunanistan a göç ettiklerini yıllarca anlayamadığını onunla Türk diye dalga geçilişini anlattı . " Ben fenerbahçeliyim , ofisteki arkadaşım Dimitri Galatasaraylı hatta en büyük zevkimiz birbirimizi kızdırmak ...Türk kahvesi içene kadar zor sakinleşiriz pazartesi sabahları derken ekledi biz hiçbir zaman Atina lı olmadık olamayız da çünkü İstanbulluyuz hem de kaç göbektir Kadıköylüyüz bilseniz" derken iç çekmesi halen aklımdadır .
İkinci günümüzde konsoloslukta devir teslim işlemi bitince , İstanbul u arayıp artık gemiye Türk bayrağı çekilebilir demiştik ve ülkemiz filosuna yeni bir gemi katılırken biz de uzun yıllar sürecek olan dostumuz Alex i kazanmıştık . Birkaç yıl sonra oğlunu İstanbul daki vaftizine beni de davet etti ... O telaşta bile "seni Parthenon a çıkaramadım ya yazıklar olsun bana " dedi gülüştük .Gerçekten de iş yoğunluğundan gidemediğim tepeden şehre bakan ihtişamlı Parthenon un görüntüsü hep aklımda kaldı.
Şehir tarihi , karmaşası , benzer mutfağı , insanların canayakinligi ile bir daha kesin gelmeliyim dedirtmeye yetmisti . .Öyle de oldu ve bir grup arkadaşımla birlikte yılbaşı tatiline denk getirip 4 günlüğüne Atina ya tekrar gittim..onu da başka zaman yazarım ...şimdilik bu kadar ...

0 Yorumlar