mısır da II. günümüz



Sabah kahvaltısı yapmak için aşağıda toplandık . Hepimizde bir gün öncesinden kalan yorgunluk vardı ama aynı anda yeni günün neler getireceğini de merak ederken bir yandan kahvaltımızı yapıyorduk .Türk turist grubunun konuşmalarına kulak verince anladık ki , 2 arkadaş gittikleri bir başka piramitten bahsediyor. Bu piramitlerin içine de girilebiliyormuş ama Dashur denilen bölgede imiş. Daha fazla detay sorunca öğrendik ki Kahirenin 120 km kuzeyine gitmeliydik ama gitmenize değer diye bahsedilince ,tamam o zaman neden olmasın diye oy birliğine vardık . Fakat ilk önce dünyanın sayılı müzeleri arasında gösterilen kahire müzesine gidecek sonra da piramitleri görecektik. Kahire müzesi Mısır'ın antik dünyasının kalbi neredeyse… Eee hal böyle olunca görmeden olmaz . Plan yapılmıştı ama gruptan farklı istekler çıkınca ayrılma kararı aldık .Bir kısmımız şehri ; İslami Kahireyi gezmek , oralarda halka
karışmak ve şehri böylece daha bir koklamak niyetinde bir kısmımız da piramitin içine girme niyetinde idi .BU yüzden de onlar yollarına , biz yolumuza dedik ve ayrıldık .Buluşma saatini akşam üzeri 18:00 , buluşma yerini de Al- Hasan camisi olarak belirledik.

Müzeye otelimize yakın olduğunu bile fark edecek kadar şehre aşina olmaya başlamıştık .Müzeye gitmek istiyoruz dediğimizde anlamayan yada anlamamamazlıktan gelen taksiciye Pembe bina diye tarif etmek zorunda kaldık ama olsun netice geldik.Taksiden indiğimiz noktada tüm kitaplarda anlatılan, bizzat daha önce yaşayanlardan öğrendiğimiz ama nasıl olduysa yine sazan gibi atladığımız bir olayı anlatmadan geçemeyeceğim doğrusu  İner inmez yanımıza gelen bir adam - nereye gidiyorsunuz bugün bayram müze kapalı- dedi -aaa tüh tüh - dediğimizi fark edince arap İngilizcesi ile - en iyisi siz gelin benim dükkanımı gezin - halen aklımız başımıza gelmiyor acaba diye düşünmüş , hatta nerdeyse kanmıştık. Bir dakika arkadaşlarımı çağırayım diye karşı kaldırıma bakınca gördüğümüz manzara karşısında şaşkın şaşkın müzenin önünde turist otobüslerinden inen akın akın insanlara bakıp kalakalmıştık .İnsanlar mesafeden dahi görülebiliyordu .Gözgöre göre bizi kandırmaya çalışması o an bize tuhaf daha sonra da çok güleceğimiz bir anı oldu .
Ve nihayet müzenin içinde idik .Tabii bir çoğuna sadece bakıyor geçiyorduk ama tutankamun un altın başlığı önünde heyacanlanmıştık.Daha sonra mumyaların içinde durduğu sandıklar , takılar , kullandıkları eşyaları , yatakları , sandalyeleri , kap kacakları derken müzeyi hızlıca tamamladık .Büyük bir müze her eserin önünde durup incelemeye kalksak bir günde kesinlikle bitmez .O eserler nasıl olmuştu da hiç bozulmadan kalmıştı diye düşündük .Ona da şöyle bir cevap bulduk kendimizce " kum " Evet rüzgar esip geçerken çölden kum getirmiş ve üzerlerini örtmüştü ve sonuç yıpranmadan kalmışlardı işte … hepimiz müzeyi sevmiştik..



Günün başında yaptığımız plan işliyordu belirlenen saatte müze gezisi sonlanmış iş bizi 120 km uzaktaki diğer piramit bölgesine götürecek taksiyi bulmaya kalmıştı.Bir türk turist grubuna rastladık fiatları aşağı yukarı konuştuk tatlı-sert onları başımızdan savarak 6 kişilik salon salomanca taksiye attık kendimizi .Kahire dışına çıktığımız fark etmemek mümkün değildi .Yol ilerledikçe arasında ilerliyorduk sıcak bir havada çok az Hıristiyan ın yaşadığı şehirde bize denk gelen Hrıstiyan taksicimiz bizi istediğimiz yere götürmüştü.Karşımızda kırmızı piramit ( adını İstanbul a gelince öğrendim) duruyordu .

İyi ama hiç kimseler yoktu .Ama oraya kadar geldi isek içine girmemiz gerekliydi. O zaman hadi bakalım dedik sevinçle en az 150 basamak çıktık ve piramitin ortasına geldiğimzde içine gireceğimiz kapıya ( aslında deliğe demek daha doğru olur ) ulaştık .Kapıdaki görevli esrar çekmiş gibi bakan garip bir ifadeye sahip salak salak gülüyor , para istiyor , no foto diyor biz de bu ara içerden çıkan iki kişiyi bekliyorduk Çünkü birisi çıkarken siz giremezsiniz o kadar dar bir merdiven bu . Nefes nefese kalmış turistlerden sonra bizde başladık inmeye ama merdivenler dik ve dardı. ,tavan ise eğilmiş olmamıza rağmen gittikçe alçalıyordu tahta merdivenler sallanıyor ve ışıklandırma da zayıflamaya başlamıştı. Ama yolu yarılamıştık geri dönemezdik bizi neyin beklediğini çok merak etmiştik doğrusu

Nihayet o ilk odaya geldik .Piramidi diğerlerinden farklı kılan mimari yapısı idi , dünyanın bilinen ilk yumuşak kenarlı piramidi miş .Üstündeki taşları taşıyan sadece içinde bulunduğumuz odanın tavanını da oluşturan basamaklar sistemi idi ki bu arkeologların halen içinden çıkamadığı bir sistem imiş .

 Bu odadan sonra merdivenler ile ikinci bir odaya, oradan kısa bir yol ve üçüncü odaya .Son odacıkta bizde film koptu.Çünkü içerideki oksijen iyice azalmış nefes almakta zorlanmaya başlamıştık.Ter basmış , tek düşüncemiz ordan bir an önce çıkmak olmuştu .Bizden başka kimsenin olmadığı fark ederek fotograf çekilsekte bu durumun ne kadar vahim olduğunu da kısa zamanda fark etmiştik.Azalan oksijenin verdiği bitkinlik ile sırtımızdaki çantaların ağırlığı birleşince merdivenleri çıkmak ölümdü.


Resmen bitmiş tükenmiştik.Hiç o kadar yorulduğumu nefesimin kesildiğini hatırlamıyorum . Kapının ağzında aynı garip ifade ile bize bakan Mısırlı günde bilmem kaç kez inip çıktığını bahsederken her birimiz ayrı bir köşeye kendimizi atıyorduk.İmdada yetişen nane şekerleri bir nebze canlandırdı. İçeri girme istekleri teşebbüsten öte gidemeyen İspanyol anne kız ile sohpet ettik foto çekildik.

Yol boyu küçük köylerden geçiyor kadınların kafalarının üstünde koca çuvalları taşımalarına şaşıyor , eşekleri , atları bilumum hayvanları ile pis sokakların arsında ilerliyorduk .

Orada yeni bir şey görmüştük TOKTOK : Bu bir çeşit taksi ama bisiklet gibi .
 

 En ucuz ulaşım aracı fakar Kahire içinde birkaç yıl önce yasaklanmış .Şimdiler de şehirde otobüs , minibüs ,tramvay,metro var .Turistlere çok ucuz geldiği için taksi fazla kullanılıyor gibi gözüksede yerli halk pek binemiyor. Maddi açıdan halkın zor durumda olduğu çok açık .. Örneğin yeni araba görmek pek mümkün değil .

Arkadaşlar ile buluşma yerine vaktinden önce bile gelmiştik.. Daha vakit varken yine grup halinde gezmektense ayrılalım dedik .Buluşma saatinde hepimiz oradaydık işte .

Yemek yemeli idik.Şehri gezen arkadaşlar Mısırlılar ne yiyorsa yemişler ,bir güzel karınlarını doyurmuşlar üstüne muz bile alıp bize getirmişlerdi.Artık bizde bir şeyler yemeli idik .Han el halil’i çarşısı bizdeki kapalı çarşının bir benzeridir burası – içinde güzel bir restourant a oturup yöresel yiyecekler ısmaladık .Yedik içtik çarşıyı gezdik alışveriş yaptık.Hatta bir dükkanda Türk lirası ile alışveriş yaptık .Yine eller kollar doldu yine kapılmıştık alışverişin dayanılmazlığına . Sıkı pazarlıklar yapılmış türlü türlü hediyelikler , hatıra olacak objeler alınmıştı.Çarşının içinde yürümek zordu çünkü nasıl oluyorsa tüm esnaf Türk olduğumuzu anlıyor ‘’ Hasan Şaş – Yavaş yavaş ‘’ diye sesleniyordu.Bu durum öyle sıkıcı bir hal alıyor ki Türk olduğunuzu saklamaktan başka çare yok diyorsunuz .
Bir ara Kerime ile çarşıda gezerken yanımızda beliren delikanlı Türkish ? dedi ..Bizde hiç cevap yok tabii ki . German ? biz de ses yok . English ? espanol ? hiçç renk vermeden yürüyoruz adam mütemadiyen peşimizden geliyor ve ülkeleri sayarak nereli olduğumuzu anlamaya çalışıyor .Baktı ki olmadı önümüze bir hamle yapıp zıpladı veeee Vallah billah you Türkish demesin mi ? Başladık gülmeye ve peşi sıra dükkanına gittik.

Otele mi dönsek , yürüsek mi derken yolumuzun üstündeki kahvehane de oturup çay içmeye karar verdik . Başta korkunç bir yer gibi geldi ise de daha sonra orada birkaç saat oturduk.Her köşesinde yaşlı genç herkesin elinde bir nargile olan , uzaktan bile pis olduğu ortada bir çay ocağı , ahşap süslemelerle bezeli iskemleler , bakır tepsiler …. Nargile Kahire de iseniz nargile içeceksiniz . Çay içeceksiniz ama lipton var mı diye sorun aman haa…. Yoksa size pis bir bardakta, hiç süzgeçten geçirmeden, çok şekerli, içine nane yaprağı atılmış bir çay getirirler mazallah  İşte böyle bir kahvehaneye girdik siparişler verildi , Gerçi sümbül gidip bardakları yıkamasaydı çay da içmezdik ya o kadar pisti .

Derken yan masadaki Mısırlıların oyununa merak sardık .DOMİNO .


Bu oyunun nasıl oynandığının tarifinden sonra küçük bir turnuva yaptık kazanana domino takımı almak kaydı ile. Gece keyifli geçiyordu bu arada internetten bulunup tanışılmış birkaç kız ile buluşuldu , kızlar sanırım kalabalık bir grup beklemiyorlardı ki dersimiz var geç oldu diyerek izin istediler. Olsun bu da yeterdi. Zaten bizde epey yorulmuştuk oturunca daha bir hissediliyordu . Ama bir güne de çok şey sığdırmıştık ..

Otele döndüğümüz de arkadaşların İslami kahire kiliseler bölgesinde çektikleri fotolara baktık , biz onlara piramidin içine girişimizi anlattık, Müze girişindeki kandırılışımıza çok güldük ve ama artık yatmalıydık …Ertesi sabah İskenderiye ye gidecektik.Erkenden kalkmamız gerekiyordu.



Yorum Gönder

1 Yorumlar