Piramitler ,sfenks gezi bitmişti ve o anda karşımıza çıkacak en güzel şey karnımızı doyurabileceğimiz pizzahut tı .Yanıbaşında bir hayvan pazarı ,at üstünde koşuşturan delikanlılar , sağınızdan solunuzdan benim dükkanıma gel diyenler arasında pizzacıya girerken yüzünde bir gülümseme ile yaklaşan taksici ile uzun bir diyalog başlıyor .
- sizi Kahireye götürebilirim
- işimiz uzun teşekkürler ( kibarca savmaya çalıştığımız anlar )
- olsun beklerim ( bu arada bizimle yürümeye devam ediyor )
- biz pizza yicez , kardeşim niye peşimizden geliyosun ( artık kızmaya başlamışız demek ki )
- no problem ben kapıdayım ( la havle )
- arkadaşım zaten biz ancak iki taksiye sığabiliyoruz hiç bekleme sen hadi güle güle hadi !
Neyseeee ya boşverin bekleyecek değil ya , deyip içeri girdik ve hemen yanıbaşımızda beliren garson “ sizin için mükemmel bir masa ayarlayabilirim hemde piramit manzaralı “ dedi . iyi madem güzel bir yer ayarlasın da şu taksiciyi unutalım dedik. Üst kata çıktık ama adamın niyetini anlamamız kısa sürdü çünkü menü fiatı 2 ye katlandı . “ ne oldu bu liste neden değişti “ diye sorunca “good view good price “ cevabı çok da akla yatkın değildi netice de piramitler bırak üst kattan , heryerden iyi görünecek kadar büyükler ne diye aynı mekanda farlı para ödeyelim ki … La havleeee !!! Cümbür cemaat biz yine aşağıya indik . Manzaramızı mı merak ettiniz ? işte piramitler karşımızda başında da şapkası :)
Karnımız doymuş vaziyette kapıya çıkınca karşımızda kim var bilin taksicimiz orda yüzünde hiç eksilmeyen gülümsemesiyle …
- Size bir haberim var bir taksici arkadaşımı da ayarladım artık 2 taksiyiz
- Hopplaaaa ! tamam sen istedin bunu bekle madem biz civarı gezicez
- Ok .ok . no problem
-
Adamlar dibimizde ufak bir parfüm atölyesine girdik , peşinden papirus imalathanesine .ilk girdiğimizde tahmin bile edemezdik o kadar uzun kalacağımızı , çok eğlendik yapılışlarını öğrendik kısaca anlatmak gerekirse papirus ; nil nehrinde yetişen çeşitli aşamalardan geçerek üzerine yazı yazılabicek hale getirilen hatta kopmadan renkleri solmadan binlerce yıl evet binlerce yıl sağlam kalabilen bir bitkiden yapılır . Bu kısa tariften bana ilginç gelen şu bilgiyi aktarmalıyım :
Papirüs, Cyperaceae ailesinden bir su bitkisi ve eski çağlarda bu bitkinin gövdesinden hazırlanan yazı kağıdının adıdır.Eski Mısırlıların yelken, bez, hasır ve yazı kağıdı olarak kullandıkları papirüs onlardan Yunanlılara daha sonra Romalılara intikal etti ve M.S. 3. yüzyılda yerini parşömen alıncaya dek kullanımı sürdürüldü.Yunanca papiros kelimesi Kıptice’den ödünç alınmış ve neredeyse tüm batı dillerine girmiştirİngilizce paper “kağıt” ve Türk argosunda “para” anlamına gelen “papel” kelimelerinin de orijini bu kelime olmalıdır.
Dükkanda yapılışını izledikten sonra ilginçtir , hiçbirşey almadan çıkarız diye düşündüğümüz dükkandan hepimiz birşeyler almıştık .Hepimiz bir şeyler alarak yazının başında bahsettiğim bu adamların mucizevi yeteneğine yenildik . benim birşey almadığımı gören dükkan sahibi acıdı sanırım ve bana hediye vermek istediğini söyledi hatta beğendiğinizi alın lütfen deyip nasıl ısrar etti görmeliyidniz :) Oysa evim papirus dolu ama ne bilsin anlatmaya çalıştım nezaket gösterdiğimi düşündü herhalde sonunda kırmayıp bir Nefertiti resmi aldım ismimi hiyeroglif harfleri ile yazdırdım.Artık hepimizin elinde ismimizin hiyoroglif albesinde yazılmış papirüsleri vardı .Keyfimiz yerine mi gelmişti ne .
Taksilere bölünüp , karnımız tok , keyfimiz yerinde düştük yollara . yol da ne yol . gece olmuş kahire nin diğer yüzü kendini göstemişti.derler ya gece kötülükleri ,pislikleri örter diye .Yalan küllüm yalan . ( arada Arapça kelimeler kullanma alışkanlığı da edindik yani ) Sokaklar ,insanlar , trafiğin keşmekeşliği daha da bir gözler önündeydi sanki … Korna sesleri , satıcılar , ellerinde çeşit çeşit ne olduğunu çoğunlukla anlamadığımız bir şeyleri yiyen çocuklar , kadınlar .hepsi bayram gününün gecesini belli ki sokaklara atarak geçiriyorlar O kalabalık cadde de ara sokağa sapıp bize ilk anda çok kötü gözüken ama müthiş bi atmosferi olduğunu düşündüğümüz kahveye attık kendimizi . Bayanların gitmediği bir yer olmasından ötürü müdür oralarda adetten midir masanın etrafını sarıp herkesin bize bakmasına biz şaşkın onlar bize şaşkın bakışmaya başladık .
Nasılda gelipgidip ufak çocuklar what s your name ? deyip kaçıyorlardı hepsi konuşmak istiyor meraktan heyecandan kocaman olmuş kapkara gözleri ile bakıyorlardı bize .
ordan çıktıktan sonra sanırım hayatımızda kolay kolay şahit olamayacağımız bi manzara karşısındaydık.Kahire de yaşayan herkes bu akşamı beklemiş ve onlarca çok önemli bir film gösterime girmişti diye tahmin etttik. .Caddelerdeki insan seli , sinemaların afişleri geliyor gözümün önüne içeri girmek için üst üste olan insanlar bunlar... ( çoğu da erkekti ) Çok renkli bir görüntüydü.Kızlar da vardı arada , onalr da başka bir alem burda ; süslü püslü , her yanları boncuklu parıl parıl kıyafetler , yüzlerde bir ton makyaj , tırnaklarda ojeler gülüşerek geziniyorlar gece demeden ... Nil kenarına kadar bu kalabalıktan sıyrıldığımızı sanıp gelmişken önümüze bir sorun çıktı .. İstanbul daki koşuşturma sonunda yorgun düşerek gelmiş bütün bir günü yürüyerek geçirmiş sadece kısa molalar vermiştik. yorgun düşmemiz çok doğaldı. Otelin yolunu tutmak en iyi fikirdi . İyi de karşıdan karşıya geçmekti kabustu . Bunu başarırsanız gerisi kolay taksiciyle pazarlığı da yaptınız mı tamamdır. Pazarlık aşaması da ayrı bir zorluk .Sonradan ne yapıyoruz biz deyip vazgeçtik heryere 20 pound vermeye başladık . Onu da neden sabitledik hala anlamıyorum sanırım hesaplaması da kolay olmuştu Neydi o arabalar yıllardır yıkanmamışlar , aynalar ya yok yada sökülmüş , ama arabanın içinde sağda solda bi sürü küçük ayna ve süs eşyası mevcut .. hızlı gitmeleri ayrı bir alem , hatta bir akşam bindiğimiz bir taksi diğer arabaya sanırım en fazla 5 cm yanaşmıştı.. Gözlerimi kapadığımı hatırlıyorum sadece bitti dedim, her şey bitti bu gece son . Sağ salim otelin önüne gelince diğer taksiden inen arkadaşlarımızı görünce sevinir , gelmemişler ise merak eder haldeydik .
Gece otelin sanırım en kötü odası olan Kerime ve benim odamda devam edecekti .Ama grubun sohpet odasıydı içilen kahve ve çayların yanında çok keyifli sohpetler yapıldı .. Gözümüzden uyku akarken sizin uykunuz geldi gidelim cümlelerine verilen hayır hayır oturun gitmeyin cevapları . Yapılan günün kriterleri . daha ne olsun işte her şey yolunda ...
İlk günümüz böylece bitmiş bitkin halde uyumuştuk.


1 Yorumlar
Bu güzel paylaşımlarla,birlikte geziyor gibiyiz
YanıtlaSil